Türkiye Türkçesi İle Şiirler

Для творческих людей

Türkiye Türkçesi İle Şiirler

Сообщение vuslati » 06 апр 2013, 12:13

İnancımız Öz Tanrım

İnancımız öz Tanrım,
Çevirmedik yüz Tanrım.
Kimler kaypak bilirsin,
Başımız dik söz Tanrım.

Güzel tanrım hoş Tanrım,
Biz ne desek boş Tanrım.
Bulamasın vatansız,
Yavan ekmek aş Tanrım.

Özge Tanrım has Tanrım,
Verip ite pas Tanrım,
Yüce Türk milletine,
Tutturma sen yas Tanrım.

İşleri hep sat Tanrım,
Bunlar ayrık ot Tanrım.
Türk’ü koru şerrinden,
Senden olsun kut Tanrım.

Dilim özgün bal Tanrım,
Yakarışta hâl Tanrım.
Eyle yandaş basını,
Ölüme dek lâl Tanrım.

Yücesin sen ak Tanrım,
Şu olana bak Tanrım.
Soyuna düşman Türk’ü,
Koy tamuya yak Tanrım.

Osman Öcal


Sanem Diyarında Açılmış Gonca

Sanem diyarında açılmış gonca,
Dikene merhaba güle merhaba.
Erguvan dudaklı gözleri nağme,
Mızraba merhaba tele merhaba.

Gelincik yanaklı kokusu amber,
Arzu’ya düş ola divane Kamber;
Eylülün tütsüsü candan muteber,
Havaya merhaba yele merhaba.

Dirilen gamzeler simanın süsü,
Zülüfteki her tel aşkın öncüsü;
Od uykuya dalar kalksın örtüsü,
Közüne merhaba küle merhaba.

Sevgiyi arayan bulurmuş pirde,
Bal eder ağuyu onulmaz derde;
Saçları omuzdan dökülen perde,
Gerdana merhaba tüle merhaba.

Bülbül bulağında ey börklü çimen,
Gönül ne gam ister ne aşkına men;
Vuslatî hazanda bozulmuş dümen,
Borana merhaba sele merhaba.

Osman Öcal


Sakisiz Yürekler Bar mı sayılır

Sürgüsü uyuyan gönül eşiği,
Hazin öykülere ar mı sayılır.
Belenip kaldığın umut beşiği,
Berduş gecelere kâr mı sayılır.

Eylül yazı etmez iken iade,
Takılır gümrüğe bir aşkı zade,
Muhannet elinden içirmez bade,
Sakisiz yürekler bar mı sayılır.

Eş olsa turnaya bozkırın toyu,
Çeker kucağına temelsiz kuyu;
Ateşi gözünde kaynatır suyu,
Kendini yakmayan nar mı sayılır.

Dalıp mabedine kıble yönünde,
Divanı bilmeyen sevda önünde;
Ömür girdabının hazan gününde,
Düşeşi bulmayan zar mı sayılır.

Canı can evimde teni yasaklım,
Sürünür düşlerim zayidir aklım,
Döküldü aşikâr kalmadı saklım,
Vuslatî ölünce yâr mı sayılır.

Osman Öcal



Güneş Tutalım

Ben Beyrek olayım sen Banı Çiçek,
Destanlar yaratan bir eş tutalım.
Nikâhımız olsun gök mavi sevda,
Tanrı’nın aşkıyla özdeş tutalım.

Kudrettir aşıran nice balkanı,
Götürür menzile erken kalkanı,
Uykusundan uyandırıp volkanı,
Yanık gönlümüzde ateş tutalım.

Önümüze düşen gelinen çağda,
İster bir ovada ister bir dağda,
Dokuz tuğ altında altın otağda,
Meydan dileyerek güreş tutalım.

Ay’ın ışığında boğulsun Albız,
Vekilimiz kalsın Gün ile Yıldız,
Dağ’ın huzurunda dirilsin Oğuz,
Gök ile Deniz’i kardeş tutalım.

Gölgede bırakıp Kervankıran’ı,
Vuslatî der doğsun gecenin tanı,
Titretsin acunu hanların hanı,
Bozkırın üstüne güneş tutalım.

Osman Öcal

Kurdu Ulusun Türk’ün

Kökleri derinlerden çıkıp gelen milletin,
Dar günün eşiğinde düşmüş nice kalası;
Yıldırımlar misali akıp gelen milletin,
Asırlara hükmeden tutsak kalmış balası.

Dizginlenmiş apansız bozkırların atlısı,
Tökezleyen atının gem vurulmuş başına;
Benliği parçalanmış acı dolmuş tatlısı,
Tutuşmuştur yeniden özgürlük savaşına.

Dirliğin özü birlik her ilden her obadan,
Közüyle kavrulacak utku için can gerek;
Aslı nesli bilinen Türk ana Türk babadan,
Dokuz tuğun aşkına başa bir kağan gerek.

Bulutların ardında gün uykuya dalmadan,
Kuşanıp deri kemer takılsın tüylü börkler;
Yıldızlar gölgelenip karanlığa kalmadan,
Ayrık otundan kalan kesilsin bütün kökler.

Ok uyansın sadakta kılıç çıksın kınından,
Kızıl tayın arından kaypaklar girsin yere;
Yer yarılsın gök insin nal sesinin tınından,
Başka var mı acunda namustan büyük töre.

Adalet kamçısından diz çöksün ulu dağlar,
Yeni destanlar doğsun türkü olsun dillerde;
Can bağışlar Vuslatî bu ülkü bizi bağlar,
Kurdu ulusun Türk’ün bütün esir illerde.

Osman Öcal
Аватар пользователя
vuslati
Новенький
 
Сообщений: 4
Зарегистрирован: 06 апр 2013, 11:53

Re: Türkiye Türkçesi İle Şiirler

Сообщение vuslati » 24 июл 2013, 04:36

vuslati писал(а):İnancımız Öz Tanrım

İnancımız öz Tanrım,
Çevirmedik yüz Tanrım.
Kimler kaypak bilirsin,
Başımız dik söz Tanrım.

Güzel tanrım hoş Tanrım,
Biz ne desek boş Tanrım.
Bulamasın vatansız,
Yavan ekmek aş Tanrım.

Özge Tanrım has Tanrım,
Verip ite pas Tanrım,
Yüce Türk milletine,
Tutturma sen yas Tanrım.

İşleri hep sat Tanrım,
Bunlar ayrık ot Tanrım.
Türk’ü koru şerrinden,
Senden olsun kut Tanrım.

Dilim özgün bal Tanrım,
Yakarışta hâl Tanrım.
Eyle yandaş basını,
Ölüme dek lâl Tanrım.

Yücesin sen ak Tanrım,
Şu olana bak Tanrım.
Soyuna düşman Türk’ü,
Koy tamuya yak Tanrım.

Osman Öcal


Sanem Diyarında Açılmış Gonca

Sanem diyarında açılmış gonca,
Dikene merhaba güle merhaba.
Erguvan dudaklı gözleri nağme,
Mızraba merhaba tele merhaba.

Gelincik yanaklı kokusu amber,
Arzu’ya düş ola divane Kamber;
Eylülün tütsüsü candan muteber,
Havaya merhaba yele merhaba.

Dirilen gamzeler simanın süsü,
Zülüfteki her tel aşkın öncüsü;
Od uykuya dalar kalksın örtüsü,
Közüne merhaba küle merhaba.

Sevgiyi arayan bulurmuş pirde,
Bal eder ağuyu onulmaz derde;
Saçları omuzdan dökülen perde,
Gerdana merhaba tüle merhaba.

Bülbül bulağında ey börklü çimen,
Gönül ne gam ister ne aşkına men;
Vuslatî hazanda bozulmuş dümen,
Borana merhaba sele merhaba.

Osman Öcal


Sakisiz Yürekler Bar mı sayılır

Sürgüsü uyuyan gönül eşiği,
Hazin öykülere ar mı sayılır.
Belenip kaldığın umut beşiği,
Berduş gecelere kâr mı sayılır.

Eylül yazı etmez iken iade,
Takılır gümrüğe bir aşkı zade,
Muhannet elinden içirmez bade,
Sakisiz yürekler bar mı sayılır.

Eş olsa turnaya bozkırın toyu,
Çeker kucağına temelsiz kuyu;
Ateşi gözünde kaynatır suyu,
Kendini yakmayan nar mı sayılır.

Dalıp mabedine kıble yönünde,
Divanı bilmeyen sevda önünde;
Ömür girdabının hazan gününde,
Düşeşi bulmayan zar mı sayılır.

Canı can evimde teni yasaklım,
Sürünür düşlerim zayidir aklım,
Döküldü aşikâr kalmadı saklım,
Vuslatî ölünce yâr mı sayılır.

Osman Öcal



Güneş Tutalım

Ben Beyrek olayım sen Banı Çiçek,
Destanlar yaratan bir eş tutalım.
Nikâhımız olsun gök mavi sevda,
Tanrı’nın aşkıyla özdeş tutalım.

Kudrettir aşıran nice balkanı,
Götürür menzile erken kalkanı,
Uykusundan uyandırıp volkanı,
Yanık gönlümüzde ateş tutalım.

Önümüze düşen gelinen çağda,
İster bir ovada ister bir dağda,
Dokuz tuğ altında altın otağda,
Meydan dileyerek güreş tutalım.

Ay’ın ışığında boğulsun Albız,
Vekilimiz kalsın Gün ile Yıldız,
Dağ’ın huzurunda dirilsin Oğuz,
Gök ile Deniz’i kardeş tutalım.

Gölgede bırakıp Kervankıran’ı,
Vuslatî der doğsun gecenin tanı,
Titretsin acunu hanların hanı,
Bozkırın üstüne güneş tutalım.

Osman Öcal

Kurdu Ulusun Türk’ün

Kökleri derinlerden çıkıp gelen milletin,
Dar günün eşiğinde düşmüş nice kalası;
Yıldırımlar misali akıp gelen milletin,
Asırlara hükmeden tutsak kalmış balası.

Dizginlenmiş apansız bozkırların atlısı,
Tökezleyen atının gem vurulmuş başına;
Benliği parçalanmış acı dolmuş tatlısı,
Tutuşmuştur yeniden özgürlük savaşına.

Dirliğin özü birlik her ilden her obadan,
Közüyle kavrulacak utku için can gerek;
Aslı nesli bilinen Türk ana Türk babadan,
Dokuz tuğun aşkına başa bir kağan gerek.

Bulutların ardında gün uykuya dalmadan,
Kuşanıp deri kemer takılsın tüylü börkler;
Yıldızlar gölgelenip karanlığa kalmadan,
Ayrık otundan kalan kesilsin bütün kökler.

Ok uyansın sadakta kılıç çıksın kınından,
Kızıl tayın arından kaypaklar girsin yere;
Yer yarılsın gök insin nal sesinin tınından,
Başka var mı acunda namustan büyük töre.

Adalet kamçısından diz çöksün ulu dağlar,
Yeni destanlar doğsun türkü olsun dillerde;
Can bağışlar Vuslatî bu ülkü bizi bağlar,
Kurdu ulusun Türk’ün bütün esir illerde.

Osman Öcal


Gökbörüyüz Türkçüyüz

Erlerimiz celasun acunaylar çigendik,
Ülkümüzde birleştik izindeyiz Başbuğum.
Büyürken yürek yürek açmazlara direndik,
Dirildik dirileştik izindeyiz Başbuğum.

Dal bizim çiçek bizim meyve bizim kök bizim,
Acundaki tapumuz Tanrı’dandır bök bizim.
Urümçi’den Üsküp’e Kerkük’ten Sibirya’ya;
Gökbörüyüz Türkçüyüz yerler bizim Gök bizim.

Esenlenmiş balalar pusatlanmış yamtarlar,
Göklere mızrak gibi bozkurt başlı tuğlarım.
Ötüken’den çıkış var çözülüyor bak karlar,
Peçende yeşil bahar eğil börklü dağlarım.

Dal bizim çiçek bizim meyve bizim kök bizim,
Acundaki tapumuz Tanrı’dandır bök bizim.
Urümçi’den Üsküp’e Kerkük’ten Sibirya’ya;
Gökbörüyüz Türkçüyüz yerler bizim Gök bizim.

Ant içtik Tanrı dağı Metehan’ın önünde,
Kişner atın yüğrüğü nal çatar kızıl taylar.
İlteriş emir verir büyük utku gününde,
Kurulur altın otağ toya doyar Altaylar.

Dal bizim çiçek bizim meyve bizim kök bizim,
Acundaki tapumuz Tanrı’dandır bök bizim.
Urümçi’den Üsküp’e Kerkük’ten Sibirya’ya;
Gökbörüyüz Türkçüyüz yerler bizim Gök bizim.

Osman Öcal
Аватар пользователя
vuslati
Новенький
 
Сообщений: 4
Зарегистрирован: 06 апр 2013, 11:53

Re: Türkiye Türkçesi İle Şiirler

Сообщение vuslati » 28 дек 2014, 15:48

Bülbül İsen Ahu Zar Et

Bal küpünde sirke zannetme beni,
Çalıdayım dikendeyim güldeyim.
Ancak göz yağmuru verir payeni,
Bülbül isen ah u zar et gül deyim.

Ederimiz üç harf bir hece değil,
Şarkılarda türkülerde dildeyim.
Cevabı kendinden bilmece değil,
Beni üzen bilmediğin dil deyim.

Kerem bilir bozulmayan dokumu,
Seher vakti ılgıt ılgıt yeldeyim.
Almıyorsan uzaklardan kokumu,
Bağlar arasında durma yel deyim.

Akar ömrüm derinlerden derine,
Yaprak yeşil taçlarıma al deyim.
Mavisümbül mormenevşe yerine,
Sor bağbana versin beni al deyim.

Mutluluk harcında ince mi ince,
Sevda köprüsünü tutan teldeyim.
Bağlansın boynuna vakti gelince,
Sen zülüf de ben birine tel deyim.

Ey Vuslatî! Lapa lapa yağarken,
Gönüldeyim avuçtayım eldeyim.
Issız gecelerden yıldız sağarken,
Deremezsen ağyârimsin el deyim.

Osman Öcal
Аватар пользователя
vuslati
Новенький
 
Сообщений: 4
Зарегистрирован: 06 апр 2013, 11:53


Вернуться в Литературное творчество

Кто сейчас на форуме

Сейчас этот форум просматривают: нет зарегистрированных пользователей и гости: 0