Кумыкский мир

Культура, история, современность

Herkesin bir hikayesi var...

Herkesin bir hikayesi var. İçerisinde kimi mutlu anılar olarak ağızlara yayılan gülücüklerle hatırlanırken, kimileri burun direklerini sızlatır insanın.


Sağdan itibaren: Qalsın İsakof, Hacı, Abdurrazzak Murtazayef, Şamil Bilgiç, Elmira Tutuşova, Zümrüt Atarçiyeva; önde oturan yaşlı: Niymatullah İsamilof (İbrahim İçli) yanındaki Burliya Astemirova, Sezen Özden. En önde oturanlar soldan: Günnihan Canol, Harika Canol, ev sahibesi Faika Canol.


Niymatullah İsmailof (İbrahim Bilgiç)

1921 yılında Dağıstan’ın Kumuk Yurt’u Temirhan Şura’da doğan, daha sonra Hasavyurt’a yerleşen İsmailof Niymatullah’ın yurdundaki mutluluğu 1941’de Hitler’in Stalin’e saldırması ile noktalanır. Dağıstan’da tüm eli silah tutanların askere alındığı o yıllarda, Niymatullah’ın okuduğu tıp fakültesi de derslere stop der ve birkaç aylık eğitimden sonra ”canlı olarak düşman eline geçmeyeceklerine” dair antlar içirtilerek muharip yedeksubay olarak Stalin’in Kızıl Ordusu’na katılır.

Dileklerle, verilen sözlerle, içirtilen antlarla realite bazen aynı iz üzerinde yürümüyor. Esir olmamak için verilen söz de realite karşısında boyun eğiyor ve İsmailof  Niymatullah Alman Ordularına tutsak oluyor. Çalışma kamplarında insanlık dışı koşullarda geçen esaret yılları, 1945 yılında müttefiklerin İtalya üzerinden Avrupa içlerine yürürken bitiyor. Fakat asıl hayati tehlike de şimdi, esaretin bitmesiyle doğuyor. Kızıl ordu mensupları oldukları için, müttfik kuvvetler onları mensup oldukları ülkeye Rusya’ya iade edeceklerdir Nazilerin eline esir olarak düşenlere Kızıl Ordu ve de Stalinizm iyi gözle bakmamaktadır. Hele bir de subay iseniz, usulen bir soruşturma sonrası cezaların en hafifi olarak Sibirya’ya Komünizmin çalışma kamplarına sürgün. Nasyonal Sosyalizm’in zulmünden Nasyonal Komünizm’in zulmüne.

Başına geleceklerin ayırdında olanlar fırsat buldukça müttefik toplama kamplarından firar ederek, ”ferman Stalin’in dünya bizimdir” deyip gidebildikleri, tutunabildikleri tüm ülkelere yayılıyorlar. İsmailof Niymatullah’ın şansına da Türkiye düşüyor. Oluyor İbrahim Bilgiç.

Evleniyor, çoluğa çocuğa karışıyor. Karışıyor ya anayurt özlemi, Hasavyurt özlemi de bir türlü bitmiyor.

O’nunla 1989’da ilk defa Ağabeyimgilde karşılaştığımda sağlığı yerinde, oğlu ve hanımıyla birlikteydi. Bizim Dağıstan’la, Yahsay’la, Endrey’le ilgili meraklı sorularımızı yanıtlarken gönlünde saklı Hasavyurt hasretini  apaçık ifşa ediyordu.

İkinci kez, 2007’nin ilk günleri Anvers Kuzey Kafkas Kültür Derneğinin otantik Kafkasya menülü aylık mutat yemeğinde tekrar karşılaştık. Bu arada geçen onsekiz yıl düzenini bozmuş, hanımı O’nu yaşamında yalnız bırakmış, sağlığı da bir hayli gerilemiş. Ellerini ayaklarını kullanamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş, akli melekeleri de yaşı sebbebiyle tam yerinde değil. Aldığı nefesin dışında her şeyiyle başkasına bağımlı olarak şu anda oğlunun yanında yaşıyor. Onda, geçen onsekiz yılda değişmeyen tek şey yurduna, Hasavyurt’a duyduğu özlem. Tüm tazeliği ve çekiciliğiyle burcu burcu, dipdiri duruyor. Oğluna dönüp;

“Şamil bak, İstanbul’dan Mohaçkale’ye direk uçak seferleri varmış!” derken, insan bilincinin derinlerine yerleşen, bir türlü kaybetmediği o muhteşem arzunun kutsiyetini sergiliyor.

Astemirova Burliya.

Boyu 1,40’lardan daha uzun olmayan, “ne hikayeleri”olan, Dağıstan’dan Hasavyurt’lu 70’li yaşların ortalarını yaşayan saf, sevimli, sıcak, dost, ana.

Tanışmamızla birlikte akrabalığımızı ilan ettik karşılıklı. Ben O’na Eçuv (Hala) derken, O beni oğulluğa kabul etti. Benden tek ricası, ola ki buralarda ölümle karşılaşırsa mutlaka müslüman mezarlığına gömülmesini sağlamam. Şimdi burada, Mol’daki hepimizin Eçuv’ü O.

1935’lerde varlıklı bir ailenin kızı olarak doğmuş Dağıstan’da. 1938 yılında Stalinizm’in sosyal politikaları gereği, tüm Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri’ndeki son aristokratlar ve varsıllar (kulaklar-özdenler) tasfiye edilirken, Burliya’nın babası ve erkek kardeşleri de tutuklanır. Suçları özel mal varlıklarının fazla olması. Evlerinden de dışarı atılıp sokakta kalınca, akrabalarının yanına sığınırlar büyüğü ancak üç dört yaşlarında iki kızıyla anne. ”Hiç çalışmamış anam en ağır işleri yapmak zorunda kaldı. Pek itinayla yetiştirilen Anam bu zulme ancak bir yıl dayanabildi. Bizi okula kabul etmiyorlar,iş vermiyorlardı. Çok çektik, çok yokluklar gördük. İnsan pek dayanıklı bir canlı,kolay kolay ölmüyor. Onun için büyüyemeden böyle küçücük kaldım...yaa!” derken Kafkaslar’ın dumanlı dorukları gibi puslanan ıslak gri gözler, aslında anlatım sırası henüz gelmemiş tüm hayat hikayesinin özetiydi.

Sovyet Sistemi dağılınca, yeni Rus Hükümeti bir mektup yazarak ailesine yapılanlar için O’ndan resmen özür dilemiş. Babası ve Ağabeylerinin akıbetlerini (kurşuna dizildiklerini) resmi olarak, ancak o zaman tebliğ etmişler. Gasp edilen mallarının bedellerini ödeyeceklerini bildirmişler ve ilk taksit olarak bir miktar ödeme yapmışlar. Daha sonraki ekonomik çöküntü her şeyin üstüne sünger çekmiş.

Belçika’ya ilticacı statüsünde gelen kızı, kendisi işe giderken iki kız toruna bakması için bir yolunu bularak O’nu da yanına aldırmış. Yedi yıldır Belçika’da yaşıyor. Havası, suyu, sebzesi, meyvesi mis gibi kokan yurdu Dağıstan’dan, Hasavyurt’tan ırakta, hasreti büyüyerek.

Zulmün, acıların çökertemediği küçücük boylu bu kadının en canlı kalan uzvu, buram buram hasret kokan, Dağıstan-Hasavyurt özlemli buğulu gözleri.

Her karşılaştığımızda “...durmam giderim, öleceksem yurdumda öleyim, Allah nasip etmesin bu topraklara cesedimi” demesi içimi ezer.

Şu an hala Belçika’da sığınmacı statüsünde değişik yerleşim birimlerine dağılmış olarak bir hayli Dağıstan-Rusya vatandaşı Kumuk yaşamaktadır. Onlara İbrahim Bilgiç Amca’dan bahsettiğimde pek ilgilerini çekti. Herkes aklına gelen bir sürü soru yöneltti bana. Ben bu sorulara cevap verecek bilgiye sahip olmadığımı, isterlerse onlara buluşma ortamı yaratmaya çalışacağımı, tabii ki en büyük sorunun İbrahim Amca’nın şu andaki sağlık sorunu olduğunu, ancak oğlu Şamil’le konuştuktan sonra onları arayacağımı söyledim. Bir hayli erteleme ve engelden sonra buluşma nihayet gerçekleşti Mol’da. Bir tarafta Dağıstan’dan 66 yıl önce ayrılmış Hasavyurt’lu İsmailof Niymatullah tekerlekli sandalyesinde, etrafında onu merakla süzen Astemirova Burliya, kızı Tutuşova Elmira, İsakof Qalsın, Murtazayef Abdurrezzak, Atarçiyeva Zümrüt ve eşi Hacı diğer yanda.

O çağlarda Hitler Harbi’ne gidip de gelmeyen, hiçbir haber alınamayan akraba adları bir bir dökülüyor dillerden. Tanışıklığı araştırılıyor türlü tanımlamalarla. Sağlığından da bir hayli kayıplar vermiş bu yaşlı çınar, onların yılların gizini saklayan sorularına pek doyurucu yanıtlar veremiyor haliyle. Yine de arada bir tanıdık bir isme, birlikte yaşanan bazı anılara rastlanılıyor. Hasvyurt’daki bir parkta yapılan müzik ve dans gösterileri hatırlanıyor. Hatta parkta keman çalan yahudi müzisyeni tanıyorlar birlikte Burliya ve Niymatullah. Burliya, teyzesinin O’nu, önlüğündeki unları elleriyle çırparak “yürü parka gidip müzik dinleyelim” deyip elinden tutarak götürdüğünü anlatırken, Niymatullah’ın ”kapıdan giriş 10 kapikti. Genç olduğumuz için biz duvardan atlar para vermez, kaçak girerdik” ifadeleri, ortamdan duyduğu memnuniyeti mimiklerle göstermesi, o an tüm beklentilerimizi karşılıyor.

Ünlü komponist Şopen’in, sürgünde ölecek olursa mezarının üzerine saçılması için yanında küçücük bir kese içerisinde vatanının toprağını taşımasının anlamı da burada.

Doğduğu yerlerin özlemiyle yanan benim için çok değerli bu iki Kumuk büyüğümün arzularına erişmesini tüm gönlümle diliyorum. Onları hasretini çektiklari topraklara ulaştırabilecek imkanlara sahip olmadığım için hayıflanıyorum. Sevgili İbrahim Bilgiç Amcamız’ı Hasvyurt’a götüremesek de,Hasavyurtlular’ı O’na getirmekten hepimiz hoşnutuz.

Toplumların mutluluğu, insanların insanca yaşamaları için geliştirilen siyasal, sosyal sistemlerin uygulayıcılarının bir gün, altın kafeslere konan bülbüllerle empati kurabilme bilincine erişmeleri umuduyla.


Читайте в переводе: Zafer Özden. У каждого своя неповторимая судьба...

Размещено: 18.04.2007 | Просмотров: 5034 | Комментарии: 0

Комментарии на facebook

 

Комментарии

Пока комментариев нет.

Для комментирования на сайте следует авторизоваться.